Bursa’da Gezilecek Yerler – Gölyazı” yazımızda sizleri Gölyazı’da doğa ve tarih kokan bir yolculuğa çıkarıyoruz. Gölyazı veya antik çağlardaki ismiyle Apolyont, Bursa – Balıkesir yolunun 40. km’sinde yer alan eski bir Rum köyü. Şehrimizin ülke çapında en çok bilinen köyü denebilir. Geçimini ağırlıklı olarak balıkçılık ve son zamanlarda artan turizm ile sağlayan belde, Uluabat Gölü‘nün hemen ortasında bulunuyor ve Eğirdir gibi karstik ve coğrafik özellikler taşıyor. Ana karaya bir köprü ile bağlı olan Gölyazı, özelikle haftasonları oldukça yoğun olan; bu nedenle gezi planınızı buna göre şekillendirmeniz gereken bir yer.

Bursa’da gündoğumu ve günbatımı fotoğraflarının vazgeçilmez duraklarından biri ve ülke çapında çok sayıda grubun çeşitli fotoğraf etkinlikleri düzenleyerek beldeye geldiğini belirtelim. Son yıllarda düğün fotoğrafçılarının da uğrak yerlerinden biri. Şehrin yağmurlu olduğu zamanlarda bile güneşin ansızın çıkabileceği enteresan bir coğrafyaya sahip. Bu bağlamda fotoğrafçılığa merakınız varsa ilk gelmeniz gereken yerlerden biri.

Gölyazı’ya Nasıl Gidilir?

Gölyazı, Uluabat Gölü’nün hemen ortasında. Balıkesir – İzmir yolundan gelirken levhayı takip ederek sağa döndüğünüz zaman yaklaşık 10 dakikalık asfalt yolu takip ederek yarımadaya ulaşabilirsiniz. Doğal ve tarihi bir SİT alanı olan Gölyazı girişinde veya son yıllarda köylü tarafından işletilen otopark alanlarına aracınızı bırakabilirsiniz. Özelikle hafta sonları aracınızı köyün dışına kadar bırakmanıza neden olabilecek bir yoğunluk yaşandığını hatırlatalım.

Gölyazı’da Gezilecek Yerler

Gölyazı, doğal ve tarihi bir SİT alanı. 200 yıllık eski Rum evlerinin olduğu daracık sokakları gezerken antik çağdan kalma ve eski taş evlerin dokusuyla iç içe gelmiş sur kalıntılarını hissetmeyi unutmayın.

Aynı zamanda bir kaç tane leyleğe de ev sahipliği yapan beldede bu hayvanlar koruma altında. Yine Balıkesir tarafından gelirken göreceğiniz Eskikaraağaç Köyü gibi burada da yılın belirli zamanlarında leylek şenliği yapılıyor. Belde insanının rahatsız etmediği ve fotoğrafçılar için de ayrı bir anlamı olan leylekler eşliğinde gelin, Gölyazı’nın görmeye değer yerlerini keşfedelim. Bunu yaparken ister yürüyebilir, isterse de bisiklet kiralayabilirsiniz.

Yel Değirmeni

İçinde mekanizmasının da bulunduğu ve aslına uuygun olarak restore edilen Yel Değirmeni, beldeye giriş yaptığınız anda göreceğiniz ilk yapı. Alaçatı’dakini andıran yapısıyla fotoğraf çekimleri için güzel olan yapı, belde merkezinden uzak kalması nedeniyle biraz ilgi dışı kalmış gibi görünüyor.

Ağlayan Çınar

Gölyazı denince akla gelen ilk yer, yarımadayı karaya bağlayan köprünün girişinde bulunan ve 700 küsür yaşında olan Ağlayan Çınar. Koruma altına alınan Ağlayan Çınar, beldenin en çok fotoğraf çekilen noktalarından biri.

Gölyazı Hamamı

Bizans, Selçuklu ve Osmanlı tarihinden izler taşıyan hamam, 1300’lü yıllara tarihleniyor. Günümüzde belde halkından bir ailenin işlettiği kafe olarak hizmet veren hamamın iiçini istediğiniz gibi gezebilirsiniz. Nilüfer Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restore edilen yapının bazı bölümlerinde antik döneme ait yazılara denk gelebilirsiniz.

Antik Tiyatro

Gölyazı’ya ilk kez geldiyseniz beldenin girişindeki gözleme ve el sanatları ürünlerinin sergilendiği konteynırların hemen karşısındaki yukarı giden yolu göremeyebilirsiniz. Antik çağdan kalma antik tiyatroyu barındıran Zambak Tepe, en güzel gün batımı fotoğraflarının çekildiği yerler arasında başı çekiyor. Malesef zamana direnemeyen antik tiyatro ile ilgili somut bir kalıntı bulunmamakta. Tepeye çıktığınızda sizi sadece manzara bekliyor. Bunun için bile değeceğine şüpheniz olmasın.

Aziz Panteleimon Kilisesi

Nilüfer Belediyesi’nin restorasyon çalışmalarıyla tekrar ayağa kaldırılan kilisenin tarihi 19. yy’a uzanıyor. Girişinde artık Türkiye’de yaşayan ve dilimizi çat pat konuşabilen Yunan kadın görevlinin verdiği kitapçığı okuyarak hem sağ, hem soldaki döner merdivenlerden yukarı çıktığınızda sizi güzel bir görsel şölen bekliyor. İtinalı restorasyonun izlerini görmek insanı mutlu ediyor. Ortak tarihimize sahip çıkılmasının hazzını yaşıyorsunuz.

Faik Bey Konağı

Beldedeki benzerlerinden ayrılan yönleriyle dikkat çeken bir yapı Faik Bey Konağı. Yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi bulunan yapı, mübadele dönemlerinde Selanik Türkü bir ailenin eline geçiyor ve birkaç yıl öncesinde de T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle aslına uygun olarak restore ediliyor. Hemen önündeki renkli merdivenleriyle de bilinen konak, pansiyon hizmetinin yanı sıra serpme kahvaltı ve restoran bölümleriyle de ilgi odağı.

Nilüfer Çiçekleri ve Manastır Adası

Tekne turu, yarımadayla artık özdeşleşti. İster ailenizle ada çevresinde kısa bir tur atabilir, ister daha uzun süre kalmak için tekne kaptanı ile anlaşarak nilüfer çiçeklerine gidebilir, isterseniz de bir manastırın da bulunduğu Manastır Adası’na gidebilirsiniz. Manastır Adası‘na gitmek özel izne tabi olabilir. Hiç gitmedim ama adada bol miktarda yılan olduğu söyleniyor. Bu nedenle tedbirli olmakta fayda var. Temmuz ayında açan nilüfer çiçekleri için bir tekne turu ayarlamayı ihmal etmeyin.

Gölyazı’da Ne Yenir?

Akla gelen ilk olarak tabii ki balık ama gözleme kültürünün de ada ekonomisinde önemli bir yeri oduğunu söylemek lazım. Tabii herkes gözleme yapamıyor. Bazı anaların yaptığı gözlemeler o kadar güzel ki sırf onlara giderim. Size tavsiyem, lorlu gözleme yememeniz. Malesef bazı lorların tadı hiç iyi değil. Peynirli veya kaşarlı gözleme tavsiye edilir. Göl kenarları irili ufaklı aile işletmeleriyle dolu. Adanın SİT alanı olması ve gölün kirliliği göz önüne alınarak balık yemek ne kadar sağlıklı olur, bilinmez. Ben Bursa’da yaşayan biri olarak Gölyazı’da daha bir tane balık yemedim. Tabii balık yemek sizin tercihinize kalmış. Kızılkanat, kefal, sazan, turna ve yayın en çok yakalanan balıklar.

 

Gölyazı’ya Ne zaman Gidilir?

Gölyazı’ya hemen her mevsim gidilir. Ama şunu unutmayın, en ufak bir güneş çıktığında Bursalıların kendilerini attığı ilk yer Gölyazı’dır. Hafta içi yoğun olmasa da haftasonu oldukça yoğundur. Bu nedenle sabah saatlerinde gitmek daha akılcı olur. Kışın sert geçtiği yarımadanın ayrı bir güzelliği olduğunu da belirtelim. Özelikle fotoğrafçılar için. Yine yılın belirli zamanlarında özelikle İstanbul merkezli fotoğraf gruplarının balıkçılarla anlaşarak havaya ağ atma anlarını çektirdiğini de söyleyelim. (:

Sizleri çeşitli zamanlarda çekilmiş Gölyazı fotoğrafları ile baş başa bırakıyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İlgili Yazılar

Bir Cevap Yazın